site haritası iletişim
   

Merhaba çocuklar ;

Öncelikle dünyamızın oluşumu hakkında size biraz bilgi vereyim: Bilim adamlarımızın üzerinde en fazla birleştiği görüşe göre Dünyamız yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluşmaya başlamış. Büyük bir olasılıkla fırıldak gibi dönen çok kocaman bir gaz ve toz bulutuymuş. Bu kocaman bulut, zamanla küçülüp yarı svı halde bir lav topuna dönüşmüş. Sonra, dünyanın dış yüzeyindeki lavlar soğuyarak sertleşmiş. Üzerinde karaların ve denizlerin olduğu bir kabuk haline gelmiş.

Dünyanın bu sürekli hareket eden (yap-boza benzeyen) katmanına yerkabuğu adını veriyoruz. İnsanlar ve diğer canlılar bu hareketli kabuk üzerinde yaşarlar. Dünyamızın atmosfer ve yerkabuğundan başka iki katmanı daha vardır. Bunlar manto ve çekirdektir. Manto, çok kalındır ve  çok sıcak durumda olan ergimiş kayalardan oluşur. Çekirdek ise, dünyanın en iç ve en sıcak kısmıdır. Dünya’nın merkezidir ve mantonun altında yer alır.

Bu iki katman sahip oldukları yapı nedeniyle, yer kabuğunun hareketlenmesine yani depremlere sebep olurlar. Çünkü çekirdekten gelen 4500 derecelik ısı nedeniyle mantonun üstündeki levhalar sürekli hareket eder. 

Dünyamız, günümüzden 540 milyon yıl önce “Pangea” adındaki tek bir kıtadan ve sulardan oluşuyordu. Bu büyük, tek kıta, levha hareketleriyle kuzey ve güneye doğru ayrılarak önce iki büyük kara parçasına bölündü. Hareketlilik hep devam ettiğinden, bu iki kara parçası da birbirlerinden her yöne doğru ayrılarak günümüzdeki coğrafik şeklini aldı.  

Mantonun üstündeki levhalardan biri hareket ettiğinde ona bitişik olan levha da hareket eder. Bu durum yer kabuğunda bazı değişikliklere neden olur, bir levha kayarak diğerine dayandığında arada kalan kayalar sıkışır ve yerlerinden oynarlar ya da kırılırlar. Levhaların birbirine sürtünmesi sırasında, büyük kaya kütlelerinin arasında kalan “fay” dediğimiz zayıf yerler zorlanırlar ve buralarda gerilme enerjisi birikir. Zorlanma ve sürtünmenin etkisiyle kısa bir zaman içerisinde çok şiddetli bir kırılma, hareket ortaya çıkar.


Oluşan ilk harekete “ana şok” ya da “deprem” deriz. Şiddetli sarsıntının etkisiyle o bölgedeki yer kabuğunun zayıf diğer kısımlarının kırılması ise “artçı şokları” ya da “artçı depremleri” meydana getiri. Artçı sarsıntılar daha kısa süreli küçük depremlerdir. Böylece levhaların hareketi sonucu o bölgede biriken gerilme enerjisi boşalmış olur. Deprem sırasında depremin merkezinden dalgalar yayılır, bunlara “deprem dalgaları” denir.  Bu dalgalar suya atılan taşların oluşturduğu dalgalar gibi şiddetleri zayıflayarak, etrafa yayılırlar.

 

Dünya üzerinde belirlenmiş levhalar boyunca uzanan bölgelere “deprem kuşağı” diyoruz. Ülkemiz de bir deprem kuşağı üzerindedir. Levhalar açısından ele aldığımızda ülkemiz, Avrasya Levhası, Arabistan Levhası ve Afrika Levhalarının etkisindedir. Bu nedenle de sık sık depremlere maruz kalmaktadır.

Evet sevgili çocuklar sizlere,  depremlerin nasıl meydana geldiği hakkında kısaca bilgi verdikten sonra biraz da depremden korunma yolları hakkından bahsedelim. Yukarıda kısaca bahsettiğimiz gibi depremler de birer doğa olayıdır ve önlenmeleri imkansızdır. Ama deprem meydana geldiğinde korunmak için bizim alabileceğimiz bazı önlemler vardır. Bunların başında, depreme dayanıklı evlerde oturmak gelir. Ayrıca depremden korunmak için deprem öncesinde yapabileceğimiz hazırlıklar vardır; önce deprem olduğunda uygulamak üzere ailemizle bir plan yapmalıyız.Ortak bir buluşma yeri belirlemeli ve önemli telefonlar ile adresleri tespit etmeliyiz, hatta deprem anında unutma ihtimaline karşı bunları bir karta yazıp üzerimizde taşımalıyız. 

Evimizi de depreme hazırlıklı olacak şekilde yerleştirmeliyiz; yatağımızı camlardan ve dolaplardan  uzak tutmalı, ağır eşyaları üst raflara koymamalıyız. Ayrıca gece yatarken odaların kapılarını açık bırakmalı ve dolap, masa gibi eşyaları çıkışları engellemeyecek şekilde yerleştirmeliyiz. Devrilme ve düşme ihtimaline karşı kitap raflarını ve dolapları duvara iyice sabitlemeliyiz.

 

Bütün bunların yanında depreme hazırlanırken bir de, içine acil kişisel ihtiyaçlarımızı koyacağımız bir çanta hazırlamalıyız. Bu çantaya depremden sonra kullanacağımız ilkyardım çantası, el feneri ve yedek piller, pilli radyo, düdük, biraz para, telefon kartı, su, bisküvi, birkaç parça kıyafet (kazak, pantolon, iç çamaşırı) gibi ihtiyaçlarımızı koyabiliriz. Bu malzemeler depremden sonra yardım gelene kadar bize destek olacaktır.

Deprem öncesinde yaptığımız hazırlık ve aldığımız önlemler kadar deprem anında da yapmamız gerekenler vardır. Mesela, deprem sırasında herkesin kendini koruması gerekir; sokakta yada kapalı mekanlarda nerede olursak olalım ilk yapacağımız hareket güvenli bir yer bulup eğil-kapan ve tutun pozisyonu almaktır, böylece başımızı ve boynumuzu korumuş oluruz.

Bu pozisonu evde yada herhangi bir kapalı mekanda dolap, masa, koltuk gibi sağlam eşyaların yanına diz çökerek alabiliriz, böylece kendimizi güvenceye almış oluruz. Sokak ya da park gibi yerlerde ise bu posizyonu alırken etrafımızda direk, ağaç yada buna benzer üstümüze devrilebilecek bir nesne olmamasına özen göstermeliyiz. Deprem anında yapacağımız en önemli iş kendimizi güvenceye almak ve üstümüze devrilebilecek nesnelerden mümkün olduğunca uzak durmaktır.
 

Deprem durduktan sonra yapmamız gereken en önemli iş yaralı olup olmadığımızı kontrol etmektir. Yaşadığımız korku nedeniyle paniğe kapılmamız çok doğaldır ancak sakin olmaya çalışmalı ve çevremizdeki seslere kulak vermeliyiz. Eğer ailemizden ayrıysak onlarla daha önceden belirlediğimiz yerlerde buluşmak için buluşma noktasına ulaşmaya çalışmalıyız. Evden çıkarken gaz, su vanalarını ve elektrik düğmelerini kapatmalı, herhangi bir yangın tehlikesine karşı önlem almalıyız. Eğer yetkililer anons yapıyorlarsa onları dinlemeli;  ancak bir duyuru yapılmıyorsa sarsıntının bittiğinden tamamen emin olduktan sonra mümkün olduğunca kısa sürede  açık bir alana gitmeye çalışmalıyız.

Evet sevgili çocuklar, bu anlattıklarımızı uygularsak depremden korkmamız için bir neden kalmaz, bir deprem ülkesinde yaşıyoruz ve deprem ile birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz.



Depreme hazır bir toplum olma yolunda gerçekleştirdiğimiz tüm çabaları, çalışmaları, projeleri ve eğitimleri yaygınlaştırabilmek için kurduğumuz Afete Hazırlık Derneği (AHDER);  bilinçli, duyarlı insanları, kurum ve kuruluşları, özel sektörü biraraya getirerek eğitim projelerini daha da yaygınlaştırmak amacıyla yola çıktı. AHDER olarak deprem bilincini tüm Türkiye’ye yaygınlaştırmak ve bu bilinci çocuklar aracılığıyla yetişkinlere de verebilmek hedefiyle “Depreme Hazır 1.000.000 Çocuk 1.000.000 Aile” Kampanyasını hazırladık. Bu kampanyayla İstanbul’dan başlayarak tüm Türkiye’de bilgiye erişemeyen çocuklarımıza ve ailelerine ulaşmayı amaçlıyoruz.

Kampanyanın yaygınlaştırılması amacıyla alacağımız her destek hedeflerimize ulaşmada bize ışık tutacaktır. Öncelikle deprem bilincinin 1.000.000 aileye ulaşmasını hedeflediğimiz kampanyamızda hepimizin elele vermesi dileğindeyiz

   
  Copyright © 2004 AHDER Her hakkı saklıdır.